?Evet? ve ?Hayir? demek siradan bir karar olamaz /Abdullah Büyük/Vakit
Bu iki kelime, gerek Islâm tarihinde ve gerekse dünya tarihinde nice baslarin gitmesine, nice insanlarin aziz olarak veya rezil olarak yasamalarina sebep olmustur. Bilinçli, suurlu ve farkinda olarak agizdan çikan bu karar ifadeleri, gazete sütunlarindaki yazi ve sözlerle noktalanamaz.
Dünyanin döndügünü ?evet?lemis Galile, engizisyon mahkeme salonunda solugu almistir. Islâm tarihinin en azili inkârcisi Ebu Cehile ?hayir? diyen Hz.Yasir ise, ?hayir? demenin bedelini basi ile ödemistir.
Bayram namazlarina istirak eden nice parti baskanlari, devlet baskanlari, Çankaya?nin sorumlu nice cumhurbaskanlari namazlarinin son rekâtlarinda ?evet? ve ?hayrin? bedelini bir bilinçle söylemezlerse, kildiklari namazin, çöplüge atilmis paçavra gibi suratlarina atilacagini haber veren de Peygamberimizdir. Ne demektedirler ilgili sorumlu baskanlar? Ilah yoktur, batil yoktur, ser yoktur; ancak Allah vardir, hayir vardir, hak vardir? Lailahe Hayir demenin, illallah demek de evet demenin neticesidir.
Zaten hayat da iki ziddin, iki farkli bakisin mücadelesi degil midir? Asirlar boyunca yapilan tüm savaslarin altinda bu iki karar kelimesi yatmiyor mu? 60-70 yillik hayatinin temelini ?hayir? diyerek veya ?evet? diyerek geçirenlerin dünyasini Kur?an, imtihan, olarak, sinav olarak açiklamiyor mu?
?Evet? merkezli bir hayat ile, ?Hayir? merkezli bir hayatin mensuplari, sözlerinin, kararlarinin mücadelesini vermiyorlar mi? Bundan dolayi inanan insanlar yani müminler, hayatlarinda, tevhit kelimesindeki ?hayir? kararini, hayatlarinin lokomotif kuvveti olarak görürler. ?Evet?ler, ?Hayir?larina nispetle çok fazladir. Siradan bir mahalle bakkalimiz bile, müsterisinin isteklerine ?Yok veya hayir? sözü yerine, ?mevcudu kalmadi? demeyi siar edinir.
Sistem, bir asirdir, inanan insanlari, cami disindaki hayata layik görmedikleri için, Müslümanlarin ?olmaz-hayir? kararlarini isyan olarak algilamis ve daragaçlarini ona göre biçimlendirmistir. Istiklal Mahkemelerinin gerçek yüzü, bugünkü Ergenekon?dan daha beter desek, mübalaga yapmis olmayiz.
Simdi güncel bir konu ile karsi karsiyayiz. Referanduma ?Evet? diyenler ile ?Hayir? diyenlerin basin-yayin savasi hizla devam etmektedir. ?Hayir? safinda bulunanlarin mazisini göz önüne getirdigimiz zaman, çok yavan, tatsiz, tuzsuz bir çorba gibi, istahlari kaçirdigini görürüz. Mesela, onlardan biri, Edirne?deki mitinginde söyle nara atiyordu: ?Bunlara Osmanli tokati atacaksiniz, bir daha dogrulamayacaklar.? Ne var ki seçim geldi, Osmanli tokadi yiyecek olanlarin, üçüncü defa iktidara gelmemesi için mücadele ediyor ayni zihniyet.
Okuyucularimiz, bizi, bu örnekle belli bir partiye lütfen angaje etmesin. Su anda ülkenin içinde bulundugu ortam, Ali Bulaçlarin, Abdurrahman Dilipaklarin, Samil Tayyarlarin; Mehmet-Ahmet Altanlarla, Toktamis Ateslerle, Gülay Göktürklerle müsterek bazi hizmetleri gögüslemesini gerekli kilan bir ortamdir.
Hatirlayiniz su örnegi. Peygamberimiz 35 yaslarinda iken Mekke?de Hilful Füdul isimli bir dernek kurulur. Mazlumlarin hakkini almak için, zalimlere karsi gelmede anlasmis faziletli insanlarin güç birligidir. Peygamberimize peygamberlik geldiginde ?Eger bugün Hilful Füdul kurulsa, yine ona üye olurum, ortak olurum? diye buyurmustur. (Ahmed bin Hanbel, bu hadisi Müsned?inde nakleder)
Su gerçegi biliyoruz ki, ülkesini ve milletini sevenlerin ?evet? ve ?hayir? demelerinin altinda, maddi menfaat, rütbe, makam, söhret olamaz. Ne var ki, bir asra yakindir devleti, sistemi kendi inisiyatifleri istikametinde evirip çevirenler, menfaatlerinin, istedikleri gibi yasama devirlerinin bitmesini istemiyorlar. ?Hayir? demelerinin altinda, eger ülke, millet, toplum, toplumsal baris, ortak degerlere sahip olmak, ezilen insanlarin ezilmesine ?dur? demek olsaydi, tevhit kelimesinin basindaki ?Hayir? kelimesi Müslümanlar için ne kadar önemli ise, bugünkü ?hayir?larin da kendine has bir önemi ve degeri olurdu. Heyhaaat.
Kaliteli insanlar, hangi devirde ve hangi sartlarda yasarlarsa yasasinlar, konustuklari konularin, yaptiklari hizmetlerin, gelecege yönelik projelerinin ayri bir degeri ve önemi vardir. Siradan insanlar ise makami, mevkisi ne olursa olsun, kuvvete dayanan varligi, kuvvetten kopunca, tarihin çöp tenekesine atilmaya mahkûm olur.
12 Eylül 1980 askeri darbesiyle alakali bir hatirami anlatiyor ve haftalik mesajimi burada noktaliyorum: Biz o tarihte Konya?mizin Tutlukir isimli askeri cezaevinde idik. Korsanvari radyolarimizi gizli gizli dinlerdik. O zaman Imam Humeyni hayatta idi. Iran Islâm Cumhuriyeti radyosuna soru sorulur ve cevaplar alinirdi. Türkiye?den Imam Humeyni?ye bir soru sorulmus. Soru söyle, ?Efendim, ülkemizde kestigimiz kurbanlik hayvanlarin derilerini zorla elimizden aliyorlar. Bize ne yapmamizi tavsiye edersiniz? Imam cevap veriyor, spiker ise okuyor: Kestigi kurbanlik hayvanin postuna sahip olamayacak olanlara verecegim bir cevap yoktur.
12 Eylül tarihinde ?evet? veya ?hayir? kararinda, akil, mantik, mazimiz, yarim asirlik baski ve dayatma göz önüne getirilerek, saklabanlara tenezzül ve tevessül etmeden, sorumluluk duygularimizi, halimizle yüzlestirerek verilecek cevap, en güzel cevap, en güzel karar olacaktir insallah? Yeter ki, hiçbir kurum, zihniyet, biz Müslümanlari, ?kafeste keklik? olarak düsünmesin ve algilamasin. Çünkü müminler, menfaatlerini degil, haklarini düsünürler. Ülkenin gelecegini düsünürler. Yakin tarihte Türk ve Kürt dedelerimizin ortak kimligini, canli fotograf olarak günümüze tasimak isterler.
Müslümanlar referanduma katilabilirler mi? /Hayrettin Karaman/Yeni Safak
Referanduma katilma konusunda din kurallari bakimindan tereddüt geçirenlerin bulundugu anlasiliyor. Bazi Müslümanlar "Bu anayasanin Islam`a uygun olmadigini, ona veya bazi maddelerine "Evet" demenin, Islam`a aykiri olan bir düzenlemeye "Evet" demek hükmünde oldugunu" ifade ediyorlar. Samimi düsüncelere, yorumlara, kanaatlere saygili olmakla beraber eger varsa farkli düsünce ve yorumlari da dillendirmek gerekiyor.
Müslümanlar ya bütün düzenlemeleri Islam`a uygun, Islami kaynaklara dayanarak hazirlanmis bir ülkede yasarlar veya Islam`i siyasi, sosyal, hukuki... alanlarda kaynak ve baglayici olarak kabul etmeyen laik ülkelerde yasarlar. "Bu ikinci çesit ülkelerde Müslümanlarin yasamalari caiz midir, her ne pahasina olursa olsun veya imkan var ise Islam ülkelerine göçmeleri gerekir mi" konusu tartisilmistir; ancak en azindan çaresizlik veya daha iyisi bulunmadigi için buralarda yasayan milyonlarca müslümanin bulundugu bir vakiadir. Laik ülkelerde Müslümanlar düzeni kökten degistirme imkani bulamazlarsa laik kanunlar içinden Islami kurallara veya amaçlara daha uygun olanlarini tercih eder, bunlarin hayata geçmesi için çaba gösterirler.
Söyle düsünelim:
Bir parti basörtüsü ile tesettürü serbest birakacak, Imam Hatip Okullarindan mezun olanlarin da imtihanini kazandigi üniversitelerde okumasina imkan verecek... bir düzenleme yapacagini vaad ediyor, bir baska parti de bunlara karsi çikiyor. Seçim sandigi ortaya kondugunda Müslümanlar ya seçimi ?yukarida naklettigim teze dayanarak- boykot ederler veya Müslümanlarin isine yarayacak düzenlemeleri yapacagini vaad eden partiye oy verirler. Birincisini yaptiklari takdirde Müslümanlarin dini hayatlarini yasamalari daha da zorlasacak, zaman içinde caiz olmayan davranislara aliskanlik hasil olacak ve uzun vadede dini korumak da mümkün olmayacaktir. Ikincisini yaptiklarinda ise ?onlarin iradesi disinda laik kanunlar zaten var oldugu için- oylarini, Islam`a uygun olan veya Müslümanlarin, korumalari gereken maddi ve manevi degerlerini korumalari bakimindan daha iyi bulunan kanunlara, kararlara ve düzenlemelere "Evet" demis olacaklardir.
Bu vesile ile önemli bir konuya daha dokunmakta fayda görüyorum:
Anayasa degisikligini hangi partiler teklif etmis ve referanduma götürmüs olurlarsa olsunlar degisiklige "Evet" demek, bir partiye oy vermek demek degildir. Vatandaslar Anayasanin degisen maddelerini okumali, yapilan degisikliklerin kendine, ülkeye, halka faydali mi, zararli mi olduguna bakmali ve reyini buna göre kullanmalidir.
Akli erenlerin ittifak ettikleri görüs sudur: Eger referandumdan "Hayir " sonucu çikarsa ülke en azindan on yil daha geri gidecek ve birçok alanda pek çok sikintiya sebep olacaktir